Oruçta ilâhi sır ve hikmet: TAKVÂ
ImageAyların sultânı, Kur’ân ve Sabır ayı, içinde bin ay’dan daha hayırlı büyük bir gece barındıran mübârek Ramazan ayının rahmet günlerini yaşıyoruz.

Unutmayalım ki; bu fırsat ve ganîmet günleri kim bilir? Bazılarımız için belki bir daha yaşayamayacağımız günler olabilir!

Bu sebeple, bu günler; engin Rahmet ve sınırsız Merhamet sâhibi Yüce Rabbımıza karşı durumlarımıza ve yapmamız gereken vazifelerimize akl-ı selim ile bakıp, ona göre gereğini yapma günleridir..

Sözlerin en güzeli ve en doğrusun Allah’ın Kitâbının ışığı altında insanlık âleminin durumuna kısa bir bakış:

İnsan ve insan gibi diğer mükellef varlıkların yaratılış gâyesi; “Allah’ı tanımak,varlığını ve birliğini kabul edip, emirlerine saygılı ve itâatlı bir kul olmak”tır.

(Ez-Zâriyât:56)

Dünya’ya geliş ve yaşayış gâyesi;

“(Geçici ve sınırlı bir süre için misafir olarak bulunulan dünya hayatında) kimin daha iyi işler yapacağı ortaya çıksın diye imtihana tabi tutulmak”tır.(Mülk-2)

Dünya hayatında imtihana tâbi tutulmasını hikmeti:

Fânî (geçici) dünya ve misafirlik hayatında, mülkün sâhibi olan Allah katında iyi bir kul olarak yaşayıp, misâfirlik hayatı bitince, çıkılması mukadder ve mecbûrî olan uzun yolculukta, sıkıntı ve zorluklar yaşatmadan ebedî hayatın ni’met ve güzelliklerine kavuşturacak yegâne güvenli yola, “takv┠makâmına ulaşmaktır.

Orucun Farz kılınmasındaki asıl hikmet.

Ey iman edenler! Sizden öncekilere (yer yüzünde ilk insan ve ilk Peygamber Âdem’den (a.s.) beri dünyaya gelmiş, yaşamış ve âhirte göç etmiş olanlara) oruç farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki, (günahlardan uzak durur, takvâ sâhibi olur) korunursunuz.

(El-Bakara:183)

Takvâ sâhiplerinin ebedî âhiret hayatı:

Sonsuz âhiret âleminde; ebedî kurtuluş, tarifi imkansız güzellikteki nimet ve mükâfatlara kavuşmayı sağlayacak “takvâ sâhiplerinin ebedî âhiret hayatı” hakkında Yüce Allah celle celâlühü Kur’ân-ı Keriminde şöyle buyurur.

(Şânım hakkı için söylüyorum) Gerçekten biz, her şeyi bir takdir ile yaratmışızdır. Bizim emrimiz ancak birdir. Bir göz kırpması gibidir. (bir şeyin olmasını dilediğimiz vakit ona yalnız ca “ol” deriz, derhal olur.) Yemin olsun ki; Biz sizin benzerlerinizi (isyanları sebebiyle cezâlandırıp) helâk ettik. Ama düşünen mi var?

Bununla beraber onların yaptıkları her şey defterlerdedir. Ve küçük, büyük hepsi (korunan sahifelerde) yazılıdır. (yaptığınız her şeyi bilen ve gören, Şerefli yazıcı Melekler tarafından, Rabbilerinin emri ile, kaydınız tutulmaktadır.)

Muhakkak takvâ sâhipleri, Cennetlerde ve ırmaklar (başın) da… Hak meclisinde…Muktedir bir Melîk’in (Allah-ü Teâlâ’nın) huzurunda olacaklardır.

(El-Kamer:49-55)

Rabbinin huzurunda durmaktan (hesâba çekileceğinden korktuğu için, Rabbine karşı gelmekten, yanlış yapmaktan) korkan için iki cennet vardır.

(Her iki cennet de) dallı ağaçlarla dolu, iki akar kaynak bulunan, (eşsiz lezzet ve güzellikteki) her meyveden çift çift bulunan, sanki (güzellik, câzibe ve değerleri) yâkut ve mercan gibi, gözlerini kocalarından ayırmayan kadınlar vardır. Astarları kalın ipekten yaygılar üzerinde yan gelip zevk ederler. Her iki cennetin mevlerinin erişilmesi de yakındır. İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir. Bu iki cennetten başka, her ikisi de koyu yeşil iki cennet daha var. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz? Azamet ve ikrâm Sâhibi olan Rabbinin ismi ne yücedir! (Er-Rahman:46-78)

Kimler takvâ sâhibidir?

Cenâb-ı Hakk’ın tarifine göre Takvâ sâhipleri:

Allah ve Rasûlüne inanmayan küfür ehli için (cezâ yeri olarak) hazırlanan cehennem ateşinden sakının.

Hem Allah’a ve Rasûlüne itâat edin ki, merhamet olunasınız. Rabbinizin mağfiretine (vesile olacak hayırları işlemekte) ve eni gökler ile yer kadar geniş olan Cennetine (girmenize vesile olacak iyi işleri yapmak için) yarış yapın. O Cennet, takvâ sâhipleri için hazırlanmıştır.

O takvâ sâhipleri ki, bollukta ve darlıkta sadaka verirler; öfkelerini yenerler; insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah da iyilik edenleri sever.

Onlar ki bir kötülük işledikleri vakit Allah’ı anarak hemen günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah’dan başka kim bağışlayabilir? Hem, yaptıkları günahta bile bile israr etmezler.

İşte bunların mükâfâtı, Rablerinden bir mağfiret ve (ağaçları) altından ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedî kalacaklardır. Böyle yapanların ecri ne güzeldir!

Sizden önce bir takım şeriatlar gelip geçti. Yer yüzünde bir dolaşın da bakın, Peygamberleri yalanlayanların âkibeti nasıl olmuş?

İşte bu, umum insanlar için bir açıklama, takvâ sâhipleri için bir vaaz ve irşattır. (Âl-i İmran:132-138)

Takvâ ehli, iyi bir kul olmanın gerekleri:

“Ey iman edenler! rükû edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, iyilik yapın (hayır işleyin) ki kurtulabilesiniz. Hem Allah yolunda gerektiği gibi gayret edin. Sizi o seçmiş, babanız ıbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır.

Bundan önce de, bu kitapta (Kur’ân’da) da, Peygamberin size şâhid olması, sizin de insanlara şâhid olmanız için, size müslüman adını Allah vermiştir.

Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a yönelin. O sizin sâhibinizdir. O ne güzel sâhip ve ne güzel yardımcıdır”! (El-Hac, 22:78)

Bilinmeli ve unutulmamalıdır ki;Yüce Allah (c.c.) yaratılmışların en şereflisi olarak insanı yaratmış, akıl ve irâde vermiş ve bunun gereği olarak ona bir takım sorumluluklar yüklemiştir.

Bu sorumlulukları yerine getirebilmesi için de, Peygamber ve kitaplar göndermek sûretiyle ona rehberlik etmiştir.

Cenâb-ı Hak bu hususu Fâtır Sûresinin 24’ünce âyet-i kerimesiyle, “Hiçbir toplum yoktur ki aralarında uyarıcı bir Peygamber gelip geçmiş olmasın” buyurarak bildirmektedir.

Yüce Allah’ın insanlar arasından seçip gönderdiği Peygamberler, örnek ve önder insanlardır.

Müminler, hayatlarının her safhasında Peygamberi örnek alırlar, kendileri de insanlara örnek olurlar.

Bu husûsu yüce Allah (c.c.) Kur’ân-ı Kerim’de şöyle ifâde buyurur.

“Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (El-Ahzab, 21).

Takvâ ehli, Allah katında değeri olan Mü’min; imânı, ibâdeti, ahlâkı ve davranışlarıyla dürüst ve örnek insandır.

Ben Allah’a ve Peygambere inanıyorum diyen herkes; imânı, ibâdeti, ahlâkı ve davranışlarıyla dürüst ve örnek insan olmak durumundadır.

Ben Müslümanım, Allah’a ve Peygambere inanıyorum demenin mânâsı; Allah’ın kitabında bildirdiği ve Peygamber (s.a.v.)’in Allah tarafından getirdiklerinin tamamının hak olduğuna şeksiz ve şüphesiz inanmak, sonra îmanın gereği olarak Allah ve Peygamberin emir ve yasaklarına harfiyen uymaya, haram ve günahlardan sakınmaya çalışmaktır.

Takvâ sâhibi mü’min; “Allah’ı ve Peygamberini seven, hayatına Kur’ân ve Sünnete göre yön verip bu sâyede, Allah’ın sevgi ve rızasını kazanmaya çalışan, Allah katında kurtuluşa erenlerden olabilmek için günlük ibadetlerini yerine getiren, faydasız ve boş şeylerden yüz çeviren, zekâtını veren, orucunu tutan, nâmusunu koruyan, sözünde ve özünde doğru ve doğrulukta örnek olan” insandır.

Takvâ sâhibi mü’min; “Kur’ân’ın ilk emrinin ‘oku’ olduğunu bildiği için ilme değer veren, bilenlerle bilmeyenlerin Allah katında eşit olmayacağının bilincinde olan, bilgisiyle insanlığa hizmet vermeye gayret eden, Allah’ın verdiği ni’metlere şükreden, bir günah işlediğinde derhal tevbe eden, bile bile günah ve hatada ısrar etmeyen, insanlara iyiliği tavsiye edip, onları kötülüklerden alıkoymaya çalışan” insandır.

Takvâ sâhibi mü’min; “insan haklarına saygılı olan, bütün insanları Allah’ın kulu olarak gören, geçimli ve uyumlu, insanlara yol gösterici, birleştirici, fitne ve bölücülüklere pirim vermeyen uyanık” insandır.

Takvâ sâhibi mü’min; “alçak gönüllü, Müslümanlara merhametli, insanlar için hayırlı, haksız yere cana kıymayan, kimseye iftira etmeyen, her türlü günahtan kaçınmaya çalışan, Din ve toplum için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan, her işinde Allah rızasını gözeten” insandır.

Allah (c.c.) bütün kullarından, Peygamber (s.a.v.) de bütün ümmetlerinden işte bu güzel ve örnek vasıflara sahip iyi birer mü’min olmalarını istiyor.

Binâeanalyh iyi bilinmeli ve unutulmamalıdır ki, takvâ sâhibi iyi bir mümin olabilmek ve ebedî hayatta va’d olunan Cennetlere kavuşabilmek, ancak ve ancak Kur’ân ve Sünnet’e göre yaşamakla mümkün olacaktır.

Söylediklerini hayatlarında yaşayan Allah dostu büyük ıslâm âlimlerinden, takvâ sâhibi iyi bir kul olmak isteyenlere tavsiyeler.

Ey insanlar! ıyi biliniz ki; En doğru söz; Allah (c.c.)’ın kitabıdır.

Ebedî hayat için hazırlanacak en güzel azık, tutunulacak en sağlam dal, takvâ’dır. Takvâ; Allah’ın emir ve yasakları karşısında saygılı olup, emirlerini yapmaya, yasaklarından da uzak durmaya çalışmaktır. En hayırlı iş, âkıbeti iyi olandır. En şerli iş, bid’at yani (aslı Din’de olmadığı halde, dindendir diye uydurulmuş) olandır. En derin sapıklık, hidâyeti bulduktan sonra sapmaktır.

En kötü pişmanlık, kıyâmetteki pişmanlıktır.

En iyi zenginlik, gönül zenginliğidir. Az ve yeterli olan; çok, boş ve aldatıcı olandan iyidir. Kalbe inen en hayırlı şey, yakîndir yani Allah’a ve Allah’tan gelenlere, Peygambere ve Peygamberin bildirdiklerine kalbinde en küçük bir şüphe olmadan inanmaktır. şüphe inkârdandır. En kötü körlük, kalp körlüğüdür. En büyük hata, yalandır.

Her kötülüğün anası serhoşluk veren içkidir. Mümine sövmek fısktır. Mümini öldürmek, küfürdür. Müminin malı da kanı gibi korunmuştur, yağma etmek haramdır. Kim iffetli olur, ırz ve nâmusunu zina ve fuhşiyattan korursa, Allah (c.c.) da ona güzel davranır.

Kim kızgınlığını bastırır ve yok ederse, Allah (c.c.) ona mükâfatını verir. Kim affederse, Allah (c.c.) da onu affeder. En çirkin kazanç, fâizle elde edilen kazançtır.

En şerli insan, katı kalbli ve kibirli olandır.

Ey Allah’ın kulları! yiyin, için, giyinin ve sadaka verin, fakat israftan ve kibirden sakının.

Kibir, her güzelliğin, (her iyiliğin, her nimetin) âfetidir. Kibirlenenin dünya’da sonu mutlaka hüsrandır. Âhiret hayatında, mahşer gününde ise; bir paspas gibi ayaklar altında kalırlar. Herkes onları çiğner. Ey Allah’ın kulları! Allâhü Teâlâ’nın sizin hakkınızdaki taksimatına râzı olun!

Kendi rızkına râzı olan, hiç kimseye muhtaç olmaz. Allâhü Teâlâ’nın taksim ettiği rızka râzı olmayıp, gözü başkasının malında olan, fakir olarak ölür.

Kendi ayıp ve kusurlarınızı daima büyük görün ve Yüce Yaratıcıdan afv ve mağfiret dileyin!

Başkalarının ayplarını, gizli şeylerini açığa vurmak için çalışmayın. Başkalarının gizli şeylerini açığa vuranın evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir.

Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendi düşer. ılmiyle âmil olan âlimlerle beraber olmaya gayret edin. Ahmaklar arasında bulunmaktan sakının. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunanlar hürmet görür.

Lehinizde veya aleyhinizde de olsa, dâimâ hakkı, doğruyu söyleyin! Hiç bir surette yalan söylemeyin; yalan söz ile insan, kendi itibarını düşürür.

Darlıkta ve bollukta, her zaman, iyilik yapmaya, kötülükten uzak durmaya çalışın!.

Doğruluk iyiliğe, iyilik de Cennete götürür. ınsan doğruluk ile, Allah indinde, sıddıklardan yazılır.

Her yerde, her zaman, Allah’a yönelin, Allah’a güvenin.

Unutmayın! Dünyaya sırtını veren, desteksiz kalır. şeytana uyan, Allah (c.c.)’a isyan eder. Allah (c.c.)’a isyan eden azap çeker!.

Allahü Teâlâ’nın (c.c.) kitâbını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülükleri nehyedici, size gelmeyene gidici, isteyene verici, sizinle konuşmayanla konuşucu olun!

Arkadaşlık yaptığınız, ziyâretine gittiğiniz kimse iyi ahlâk sâhibi olsun, kötü ahlâkı olanlarla arkadaşlık etmeyin!.

Namazlarınıza çok dikkat ediniz! Namaz her takvâ sahibi için yakınlıktır.

Takvâdan üstün azık, susmaktan güzel şey, bilgisizlikten zararlı düşman, dedikodu ve yalandan büyük hastalık yoktur.

Allahın yasak kıldıklarından her hal ve şartta uzak durmaya çalışın! şüphelilerden de kaçının!

Unutmayın! Küçük günahlara ehemmiyet vermeyen, kısa zamanda büyük belâlara düşer.

Bir hata işlediğinizde, Allah’tan derhal mağfiret (bağışlanma) isteyiniz. Çünkü, tevbe etmeyip hata da ısrar etmek helâktir.

Günahlar ve sonucundaki belâlardan korunmak için en güzel sığınak istiğfardır, Estağfirullah-el azîm ve etûbü ileyk demeye devam etmektir.

Umulur ki, Yüce Allah’ın inâyeti ile ibret ve ders alır, hayatımızda tatbik eder ve iki cihân saâdetine kavuşuruz.. Cenâb-ı Hak; içinde bulunduğumuz mübârek günler ve sevdikleri hürmetine, bu satırları kaleme alan fakire, okuyanlara ve bütün inananlara, sıhhat ve âfiyet içerisinde daha nice Ramazan-ı Şeriflere kavuşmayı, Kur’ân ve Sünnete göre yaşamayı ve ömürleri hitâma erdiğinde kalblerinde kâmil bir iman ile teslîm-i ruh ederek, Müttekîler için hazırlanan Cennetlere girmeyi nasip eylesin. Âmin…

 

Oruçta ilâhi sır ve hikmet: TAKVÂ  
 
İsim
Email