Kadir Gecesinden Sonra En Büyük Gece: Ber'aet Gecesi
ImageBu sene, 23 Haziran 2013 Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gecedir

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) haber verdiğine göre, Cenâb-ı Hakk zamanı yarattığı vakit  onu dilimlere, bölümlere ayırmış; yani senelere, seneleri aylara, ayları haftalara, haftaları günlere, günleri de saat ve dakîkalara ayırmış, bazısını da bazısından daha üstün kılmış ve onu kullarına rahmet ve mağfiret vesilesi yapmıştır. Işte bu müstesnâ ve üstün vasıflarla çok özel hâle gelmiş olan vakitlerden birisi de, “Nısf-u Şa’bân” denilen “Şa'bân ayının onbeşinci gecesi yani “Berâet Gecesi”dir. Bu sene, 23 Haziran 2013 Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gecedir. Berât, “Berâet” kelimesinin kısaltılmışı olup, kullanıldığı yerler; borçtan, isnâd  edilen suçtan kurtulmak manâlarınadır. Ayrıca, Devlet tarafından vazîfelilere verilen ferman ve ödenilen vergi karşılığında mükelleflere verilen makbuz manâsını da taşır. Berâet Gecesi, fazîleti pek büyük bir gecedir. Hiç şüphesiz ki bunun en başta gelen sebebi; Kur'ân-ı Kerîm'in indirilişinin safhalarından bir olan “Inzâl”în  yani Levh-i Mahfuz'dan Dünya semâsına top yekün indirilme hâdisesinin  bu gece’de vâkî olmuş olmasıdır.. Cenâb-ı Hak celle celâlühü  bu hususta Duhân Suresinin ilk âyet-i kerîmelerinde şöyle buyurur. “Hâ Mîm, (Helâl ile harâmı, vesâir hükümleri) açıkca bildiren (bu) kitâb’a (hazreti Kur’ân’a) yemîn ederim ki; hakikâten biz onu mübârek bir gecede indirdik. Muhakkak Biz Azîmuşşan (onunla inanmayanların uğrayacakları azâbı) haber vericileriz. (O, öyle bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden sâdır olan bir emirle, o gece de ayrılır”. Büyük İslâm âlimleri, Âyet-i Kerîmede zikredilen; “Nezdimizden sâdır olan bir emirle, her hikmetli iş o gece de ayrılır” ifâdesi ile, Berât Gecesinde tecellî edeceği beyân buyurulan hikmetlerden bazılarını  şöyle tasnif etmişlerdir. Hikmetli her iş’den maksad; bu gecden gelecek sene bu geceye kadar, (hayır ve şerden, insanların ve bütün canlıların rızıklarından, ecellerinden ve sâir işlerinden) vukûu hükme bağlanmış olan her şey bu gece de ayırt edilir, yazılır. Bu gecede Allâhü Teâlâ (nın rahmeti) dünya semasına iner ve   fecre (sabah namazının vakti girinceye) kadar devam eder. Mü’minler mağfiret olunur, günahları bağışlanır. Bu gecede, Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’e, “şefâat-ı küllî” salâhiyeti bahşedilmiş, ümmetinin tamâmına şefâat izni verilmiştir. Bu gecede Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine çokca salâtü selâm okuyanlara, Peygamberlerin, Melelkerin ve sâlih mü’minlerin sevaplarından verileceği müjdelenmiştir. Bu gecede Allâhü Teâlâ'nın bir sünneti, âdet-i İlâhîsi olarak Zemzem kuyusunun suyu açık bir şekilde artırılır.   KUR’ÂN-I KERİMİN İKİ  YERİ VARDIR   Cenâb-ı Hak, Duhân Sûrei Celîlesinde;  (Hak ile Bâtılı, helâl ile harâmı, vesâir hükümleri) açıkca bildiren (bu) kitâb’a (hazreti Kur’ân’a) yemîn ederim ki; hakikâten Biz onu mübârek bir gecede indirdik”. buyurmuştur. Müfessirler ve Allah dostu büyük âlimler, Âyet-i Kerîmedeki “ mübârek gece” ifadesi, hem Berâet Gecesi’ne, hem de Kadir Gecesine delâlet eder demişlerdir. Mü’minlerin mûmî kanâat ve bilgisi, Kur’ân-ı Kerim’in Ramazan-ı Şerif ayında ve Kadir Gecesinde indirildiği şeklindedir ve doğrudur. Ancak, Kur’’an-ı Kerim’in Berâet gecesinde indirildiği de doğrudur. Bu iki doğrunun nasıl olduğunu, geliniz Osmanlı’nın son asır ulemâsından, evliyânın büyüklerinden, Vâris-i Rasûl ve Mürşid-i Kâmil  Ebulfârûk Süleyman Hilmi Silistrevi (k.s.) Hazretlerinin izahlarından öğrenelim. Kur’ân-ı Kerim hakkında hem inzal, hem de tenzîl vardır. Yani Kur’ân-ı Kerim’in’in iki yeri vardır. Biri Levh-ı Mahfûz’da, diğeri  Semâ-i Dünyâ’daki nurdan bir kürsi üzerine nâzil olduğu Beyt-ül Izze’dedir. Daha açık bir ifade ile, Kur'ân-ı Kerîm'in indirilişinin  “İnzal” ve “Tenzîl” olmak üzere iki safhası vardır.    İnzal safhası:  Kurân-ı Kerim’in asıl nüshasının bulunduğu “Levh-i Mahfuz”dan dünyâ semâsındaki  “Beytü’l-İzze”  denilen yüce makama toplu olarak  inmesi ve indirilmesi hâdisesi dir ki, bir Şa’bân ayında ve Berâet Gecesinde olmuştur.   Tenzîl safhası: Kur’ân-ı Kerîm’in Beytü-l-İzze’den sûre sûre, âyet âyet indirilmesi demek olup, başlangıcı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Nübüvvet ve Risâlet vazifesi tebliğ edilirken bir Ramazan ayında, Kadir Gecesinde “Seni yoktan vâr eden Rabbinin adı ile oku” diye gelen Vahy-i İlâhînin, sebepleri zuhûr edip, vakti zamanı geldikce Vahiy Meleği Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm  vasıtasıyla,  Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e  23 senede tebliğ edilerek ikmâl edilmesidir.           

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.V.) İFADELERİ İLE BERÂET GECESİ VE FAZİLETLERİ

  Allah’ın Rasûlü, Peygamber Efendimiz (s.a.v.): Şabanın yarısı gecesi Cebrail bana geldi ve: Ya Muhammed (s.a.v.) bu gece, semânın ve rahmet kapılarının açıldığı gecedir. Kalk namaz kıl, başını ve ellerini semâya kaldır dedi. Ben: Ey Cebraîl bu gece nedir? dedim. Cebraîl: Bu gece üç yüz rahmet kapısının açıldığı gecedir. Bu gece Allah’ü Teâlâ; Allah’a şirk (ortak) koşanlar, sihirbazlar, içki içenler, zinâ edenler, fâiz yiyenler, ana-babasına âsî olanlar, insanlar arasında söz taşıyanlar, ve sıla-i rahmi terk edenler (akraba ziyâretlerini bırakıp onlarla münâsebetlerini kesip koparanlar)  hariç, bütün kullarını mağfiret buyurur. Bunlar ise, Allah’a samîmi bir tevbe ile tevbe edip günahları terk edinceye kadar mağfiret  olunmazlar .  Kadir Gecesinden sonra, Şa’bân’ın yarısı (Berâet) gecesinden daha üstünbir  gece yoktur. Kim bayram gecelerini ve Şa’bâan’ın yarısı  (Berâet) gecesini ihyâ eder (o geceyi Allah’a ibâdetle, tevbe istiğfar ederek, benim üzerime salât-ü selâm okuyarak, kazâ ve nâfile namazlar kılarak, Kur’ân okuyarak, sadaka vererek geçirir) se, kalplerin öldüğü gün, onun kalbi ölmez” buyurmuşlardır. Bir başka mübârek söz ve tavsiyesini Hazreti Ali kerremAllahü vecheh efendimizden dinleyelim. Rasûlüllah  (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular: Yâ Ali! Şa'bânın yarı (onbeşinci) gecesi olduğu vakit, gecesinde (ibâdet  için) kalkınız. Gündüzünde oruç tutunuz.  Zirâ Allâh-ü Teâlâ o gece güneşin batışı ile (beraber) dünyâ semâsına Rahmetiyle tecellî eder de (şöyle) buyurur: Benden mağfiret dileyen, günahlarının bağışlanmasını isteyen yok mu? İstesin onu bağışlayayım! Benden bir rızık isteyecek yok mu? İstesin ona rızık vereyim! Bir dertli yok mu? (istesin de) âfiyet vereyim! buyurur ve bu (dâvet) tâ fecre (sabah namazının vakti girinceye) kadar devam eder”.  

BERÂET GECESİ NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ

  Sene içerisinde Kandil Geceleri diye ifade edilen mübârek geceler arasında  ayrı bir mânâ ve yeri olan, Kur’ân-ı Kerim de “Fî leyletin mübâreketin” ifâdesiyle mübârek bir gece olduğu beyan buyurulan “Berâet Gecesi”nde ne yapılması gerektiği, bu mübârek gecenin inanalar tarafından nasıl ihyâ edilmesi gerektiğini, feyz ve bereketinden nasıl istifâde edileceği husûsunu, Âlemlerin Efendisi,  Allah’ın Rasûlü Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizden dinleyelim. Hazreti  Ali kerremAllahü veche efendimiz anlatıyor. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz: Şa’bân ayının yarı (onbeşinci) gecesi olduğu vakit, gecesinde (ibâdet  için) kalkınız. Gündüzünde oruç tutunuz.  Bu gece öyle mübârek bir gecedir ki, Allâh-ü Teâlâ o gece güneşin batışı ile (beraber) dünyâ semâsına rahmetiyle tecellî eder de (şöyle) buyurur: Benden mağfiret dileyen, günahlarının bağışlanmasını isteyen yok mu? onu bağışlayayım! Bir rızık isteyecek yok mu? ona rızık vereyim! Bir dertli yok mu? (istesin de) âfiyet vereyim! buyurur ve bu (dâvet) tanyeri ağarıncaya kadar devâm eder”. buyurdu.  

KULU YÜCE ALLAHIN HUZÛRUNA NAMAZ BORÇLUSU OLARAK ÇIKMAKTAN KURTARACAĞI UMULAN YÜZ REK’ATLİK NÂFİLE NAMAZ

 

 Berâet Gecesinde; “HAYIR NAMAZI” adıyla, her rek’atte Fâtiha’dan sonra on İhlâs-ı Şerif onunarak, iki rek’atte bir selâm verilerek yüz rek'atlik  bir nâfile namaz kılınması Allah dostları tarafından önemle tavsiye edilmiştir. Allah rızâsı için bu namazı kılabilen mü’minlerin, Rahmeti hudutsuz, Merhameti  sınırsız olan yüce Allah’ın huzûruna biiznillah namaz borçlusu olarak çıkmayacakları, Ayrıca, inanarak ve ihlâsla bu namzı kılanların, sene içerisinde ölmeleri hâlinde şehidlik mertebesine  nâil olacakları müjdelenmiştir. Netice olarak; Berâet Gecesini ihyâ etmek için;  Cenâb-ı Hakk’a çok duâ ve niyazda bulunulması, çokca tevbe edip, istiğfar getirilmesi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) üzerine bolca salât-ü selâm okunması, herkesin imkanları  nisbetinde sadaka vermesi, bilhassa üzerinde kazâ namazı borcu olanların hiç olmazsa bir günlük kazâ namazı kılmaları ve  en büyük  tevbe ve istiğfar olmak üzere (mümkünse) bir de Tesbih Namazı kılınması önemle tavsiye  edilmektedir.    Cenâb-ı Hak; kalbî, lisânî, bedenî ve mâlî her türlü ibadetlerimizi Yüce dergâhında en güzel sûrette kabul buyursun.    Âmîn... Berâetiniz nurdan, kandiliniz mübârek olsun.  

Kadir Gecesinden Sonra En Büyük Gece: Ber'aet Gecesi  
 
İsim
Email