Cinâyetten daha büyük kötülük: FİTNE
ImageMüslüman, fitneden uzak durmalı, tahriklere kapılmamalı, meşrû haklarını müdâfaa ederken yanlışlara düşmemeli, hukuk dışı işler yapmamalı, dünyanın neresinde olursa olsun kânunlara, nizamlara saygılı olmalı...

Son günlerde yaşanan ve bütün dünyâyı saran, gerçek ifadesi mel’ûn ve şeytânî hareketler olan “filim ve karikatür krizi” sebebiyle, Kur’ân-i Kerim’de cinâyetten daha büyük bir kötülük, belâ ve felâket olduğu bildirilen “fitne” ve fitne karşısında Müslümanların nasıl bir hareket tarzı takip etmeleri gerektiğini incelemeye çalışacağız.

Kâinâtı kudreti ile yoktan vâr edip yaratan, yarattıklarına büyük bir nizam içinde hükmeden, yarattıklarının en aziz ve şereflisi kıldığı insan oğlunun dünyâ üzerinde bir düzen ve huzur içinde yaşamaları için kânunlar koyan, koyduğu kânunları yani Dînin hükümlerini insanlık tarihi boyunca Peygamberleri vâsıtasıyla dünyâ ehline bildiren Yüce Allah (c.c.), son kitâbı Kur'ân-ı Kerimde, “Yer yüzünde fitne çıkarmanın cinâyet işlemekten, kan dökerek adam öldürmekten daha kötü ve büyük günah olduğunu beyân buyurmuş, son Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) de Hadis-i Şeriflerinde: “fitne çıkarmanın haram olduğunu, fitnenin kânun koyucu olan Allah’a karşı işlenmiş büyük bir suç olduğunu, fitne çıkarana Allah’ın lanet edeceğini ve fecî bir azap ile cezalandıracağını” bildirmiştir.

Kur’ânî tabirle bir manâsı da “imtihan” olan “fitne”; bozgunculuk, bölücükülük, kargaşa ve belâ manâlarında kullanılır.

Bu manâca fitne; İnanmış insanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyâna sürüklemek için kışkırtmak demektir.

Bunun en açık örneği, maaelsef son günlerde yaşanan ve bütün dünyâyı saran melûn ve şeytânî hareketler olan filim ve karikatür fitneleridir.

Yüce Allah’ın beyânına göre; “Peygamber (s.a.v.), mü’minlere kendi nefislerinden evlâdır.(canlarından ve mallarından önce gelir). Peygamberin hanımları da mü’minlerin anneleridir. (Ahzab: 6)
Binâenaleyh; Hiç bir Müslüman; Peygamberine, Kitâbına ve inandığı Yüce Dînin değerlerine hakâret edilmesine aslâ razı olmaz, olamaz.

Hiç bir bedbahtın da, Müslümanların mukaddes değerlerine, hele hele Allah’ın en sevgili Peygamberi, bütün Peygamberlerin İmamı ve Efendisi Muhammed aleyhisselâm’a; gerek görüntülü, gerek yazılı-çizili, gerekse sözlü olarak hakâret etmeye, mizâh yolu ile küçük düşürerek alay etmeye hakkı yoktur ve olamaz.

İslâm inancına göre, sâdece Muhammed aleyhisselâm değil, hiç bir Peygamber aslâ resmedilemez, karikatörize edilemez. Edilirse, melûn ve şeytânî bir fitne olur.

Müslüman, fitneden uzak durmalı, tahriklere kapılmamalı, meşrû haklarını müdâfaa ederken yanlışlara düşmemeli, hukuk dışı işler yapmamalı, dünyanın neresinde olursa olsun kânunlara, nizamlara saygılı olmalı, bilhassa Müslümanların azınlıkta olduğu gayrimüslim memleketlerde, güzel ahlâkı ile herkese örnek olmalıdır! Burada İslâm toplumu açısında acı, acı olduğu kadar da üzüntü verici bir misal arzetmek istiyorum.

Yıllar evvel, dünyâ çapında tanınmış önemli bir ilim adamı, İslâmiyet’i inceleyip Müslüman olduktan sonra, İslâm ülkelerine, bilhassa mukaddes mekanlara gidip, oralardaki Müslümanların yanlış hareketlerini görünce: (Sizlerin hayatını inceleseydim, müslüman olmazdım. Benim inandığım, gönül verdiğim İslâmiyet sizin yaşadığınız değil). demiştir.

Ne kadar mühim bir teşhis. Binâenaleyh; Hiç bir Müslümanın, hiç bir yerde yanlış hareketlerle, İslâmiyet’e gölge düşürmeye hakkı yoktur.

Sözün özü: Müslüman, İslâm’ın güzel ahlâkı ile süslenmeli, Şer’i şerîf’e yani Kur’ân ve Sünnete uymayan, İslâmın rûhuna aykırı hareketlerin içinde bulunmamalı, kimseye zarar vermemeli, isyankâr olmamalı, anarşi çıkarmamalı, kötü kimselere aldanmamalı, bozguncu fitnecilerin oyununa gelerek etrafa, özellikle masum ve emân altında bulunan insanlara zarar vermemeli, kısacası, Allah’a karşı günah, kanunlara karşı suç işlemekten sakınmalıdır!
İncelememizi fitnenin kötülüklerini anlatan bir kaç Âyet-i Kerîme ve Hadis-i Şerif meâli ile noktalayalım.
Allah-ü Teâla Bakara Sûresinin 191 ve 217. Âyet-i Kerîmelerinde:
Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür. Fitne, adam öldürmekten daha büyük günah ve kötülüktür.

Mâide Sûresinin 2. Âyet-i Kerîmesinde: Ey iman edenler! Sizi Mescid-i Haram’dan men ettiler (inandığınız değerlere hakâret ettiler) diye bir takımlarına (fitne çıkaran bedbahtlara) karşı beslediğiniz kin, sakın sizi tecâvüze (haddi aşmaya, yanlış yapmaya) sevketmesin.

İyilik ve takvâ husûsunda birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azâbı çok şiddetlidir.

Enfâl Sûresinin 25 ve 73. Âyet-i Kerîmelerinde: Fitneden sakının! Zirâ o sadece zulmedenlere dokunmakla kalmaz (belâsı ve zararı umûmî olur). Küfür ehli birbirinin dostları, yardımcılarıdır.

Eğer, siz (Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmez, kendi aranızda dost ve birlik olmazsanız), yeryüzünde, kargaşa, fitne ve büyük fesat çıkar.) buyurmaktadır.

Allah’ın Rasûlü, Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) de: Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin! Din, dünya menfaatine âlet edilince, fitneler zuhûr eder. Fuhuş (hayâ ve nâmûsa aykırı zinâ ile ilgili hareketler), yayılınca fitne çoğalır.

Âhir zamanda, âlim ve ilim azalacak, câhillik artacak. Fitne unsuru olan âlim (geçinen) ler zuhûr edecek. Câhil ve sapık Din adamları, yanlış fetvâ vererek fitne çıkararak, insanları doğru yoldan saptıracaklar. Camiler ve hâfızlar çoğalacak, ama, neredeyse içlerinde (bir tek hakiki) âlim bulunmayacak.

Fitneden sakının. Fitne zamanında evinizde oturun, günahlarınıza tevbe edin, dilinizi tutun, kendi işinize bakın, başkalarının işine karışmayın! Söz ile çıkarılan fitne, kılıç ile çıkarılan fitne gibidir. Ne mutlu fitneye karışmayana, ne mutlu fitneye maruz kalıp da sabredene!”. buyurmuşlardır.

Cinâyetten daha büyük kötülük: FİTNE  
 
İsim
Email