İslâm'ın beşinci rüknü: HAC
Imageİçinde bulunduğumuz Şevval ayı kamerî ayların onuncusu ve Hac aylarının başlangıcıdır.

Hac aylarına girmiş olmamız vesilesiyle, Dîn-i Celîl-i Islâm’ın beş şartından beşincisi olan ve şartları oluşan mü’minlere, ömürlerinde bir kere olmak üzere, yapılması kesin olarak emrolunmuş bulunan Hac ibadeti kendisine farz olduğu halde, gitsem mi, gitmesem mi diye henüz karar veremeyip, tereddüd içerisinde bulunan Din kardeşlerimizin, bu pek mübârek ve büyük yolculuk için bir an evvel karar vermelerine belki yardımcı olabiliriz ümidiyle, Hac ibadetinin fazilet ve mükâfâtlarından bir nebze de olsa bahsetmek istiyoruz.

Şu husus kat’î olarak bilinmelidir ki; Hac ibadeti; âlemlerin Rabbi olan Allah-ü Teâlâ'nın bizzat dâveti üzerine; husûsî zamanda (yani Hac aylarında) Allah (c.c.)'a ibâdet maksadıyla, ihramlı (Hacıların Ka’beyi tavâf için Mekke-i Mükerreme dışında, mîkat denilen yerlerde giymeye mecbûr oldukları dikişsiz iki parça havluya bürünmüş) olarak, Ka’be-i Muazzama’yı ziyâret ve tavaf etmek, Safa ile Merve arasında Sa'y yapmak ve Arafat'ta Vakfe’de bulunmaktır.

KUR’ÂN-I KERİMDE HAC İBADETİ:
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki;

Şüphesiz ki, (yeryüzünde) insanlar için kurulan ilk ma’bed elbette Mekke’dekio çok mübârek ve bütün âlemlere hidâyet olan Beyt’ (Ka’abe-i Muazzama’)dir. Orada açık alâmetler vardır (ki bunlardan biri) Makâm-ı Ibrâhim'dir. Kim oraya girerse emîn (Allah’ın koruması altında) olur (kendisinie dokunulmaz). Oraya yol bulabilene (yani yoluna gücü yeten, Hacca gidip gelebilmak için mala ve beden saglığı ile yol emniyetine sâhip olan her kimse için) Beyt-i Haram'ı Haccetmek, Allah (c.c.)'ın (iman etmiş) insanlar üzerine (kararlaşmış) bir hakkıdır (yani farzdır).

Ve her kim (bu hakkı) inkar ederse (bu farzı tanımayarak, terk ederse bilsin ki) Allah (c.c.) bütün âlemlerden müstağnîdir (Onların ibadetine muhtaç değildir. Kim iman eder, imanının icâbı olarak ibadet ederse, bilsin ki ibadetin faydası kendisinedir.)

(Âl-i Imrân: 96-97)
İnsanlar arasında haccı ilan et. (insanları alenen hacca davet et ve onlara hacceylemelerini emret). Gerek yaya, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde, kendilerine ait (dünyevî ve uhrevî) bir takım menfeatleri yakînen görmeleri ( yani Haccın insan üzerinde meydana getirdiği ahlakî tesirler ile ictimâî faydaları ve Allah’ın hoşnutluğunu, O’nun mü’minlere olan af ve mağfiretini yaşayarak görmeleri) ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını anmaları, (tekbir getirererk kurban kesmeleri için) sana (Ka’be’ye) gelsinler. Siz de bu kurbanlıklardan hem yeyin, hem de yoksulu, fakiri doyurun. Sonra kirlerini atsınlar (traş olsunlar, tırnaklarını kessinler, koltuklarını, kasıklarını temizlesinler) ve adaklarını yapsınlar da, o Beyt-i Atîk’i (Eski Ev’i Ka’be’yi) tavaf etsinler. (Emir) budur. Her kim Allah’ın hürmetlerine ta’zim eder (emir ve yasaklarına saygı gösterir) se, bu Rabbi katında kendisi için daha hayırlıdır. Her kim Allah’ın şeâirine (Allah’ın hükümlerine) ta’zimde bulunur, saygı gösterir se bilsin ki bu kalplerin takvâsındandır. (Hac Sûresi: 27-30,32) HAC YOLCULARI ALLAH’IN ÖZEL MİSAFİRLERİDİR Hac, öyle büyük bir ibadettir ki, hangi mü'min, dünyanın neresinden olursa olsun, Allah’ın dâvetine icâbet ederek, O’nun rızâsı için Hac yapmak maksadıyla yola çıkarsa, daha ilk adımından itibâren, attığı adımların her birine bir sevap verilir ve derecesi yükseltilmeye başlar.

Allah’ın misafiri olan Hac yolcusu mü’minler, evlerinden çıkıp, Ka’be-i Muazzama’ya varıp, Beytullah’ı tavâf edip, sonra Arafat'ta vakfe yaptıklarında, Ilâhi ikram zirveye ulaşır, onlar da muradlarına kavuşurlar.. Âlemlerin Efendisi; Rasûlüllah (s.a.v.) o ânı şöyle haber vermektedir. Hac yolcusu mü’minler, evlerinden çıkıp, Ka’be-i Muazzama’ya varıp, Beytullah’ı tavâf ettikten sonra Arafat'ta vakfe yaptıklarında, Azîz ve Celîl olan Allah, her şeyi hakkıyla bildiği halde, meleklerine sorar. Ey meleklerim! Kullarımı (buralara kadar) getiren nedir? buyurur. Melekler: “Yâ Rabbi! Kulların Rızânı ve Cennetini istiyorlar” cevâbını verirler. Bunun üzerine, Allâh-ü Tealâ: Ey Meleklerim! Ben Zâtımı ve bütün yarattıklarımı şâhit tutuyorum, siz de şâhid olun ki; Arafat’ta vakfa yapan bu kullarımı bağışladım. Onların günahları ne kadar çok olursa olsun; velev ki dehrin günleri, çölün kumları kadar çok bile olsa, onların günahlarını bağışladım, onları affettim buyurur.

ALLAH RASÛLܒNÜN (S.A.V.) HAC İBADETİ HAKKINDAKİ MÜBÂREK SÖZLERİNDEN SEÇMELER
Ey Insanlar! Haccediniz! Çünkü Hac, suyun kiri yıkadığı gibi günahları arıtır. Kim Haccetmeyi dilerse, acele etsin. Zira biriniz, kendisine ne ârız olacağını (başına ne geleceğini)bilemez.

Hac ve Umre niyeti ile (Mekke’ye) gidenler Allah’ın murahhasları (ruhsatlı, izinli kulları) dır. Cenâb-ı Hak bunları çağırdı, onlar da hemen geldiler. Allah’a istekte bulunuyorlar. O da kendilerine dilediklerini verecektir. Duâ ederlerse, duâlarını kabul eder. Eğer şefâatta bulunurlarsa, şefâatları kabul olunur.

Kim Allah için Hac (vazifesini) yapar da boş (ve lüzumsuz) laf etmez, bu esnâda günah işlemezse, anasından doğduğu gün gibi (günahsız olarak) yurduna döner. Islâm (müslüman olmak), kendinden evvelki (günah ve isyânı) temizler, hicret kendinden evvelki günahları temizler. Hac da kendisinden evvelki işlenen günahları temizler.

Ka’be’nin Rabbine yemin ederim ki, (Allah’ın da’vetine uyarak Ka’be’ye gidip,oralarda günah işlemeden) haccedenler affolunmuşlardır. Evinden hac veya umre niyeti ile çıkıp yolda vefât eden mü’minlerin amel defterine (kıyâmete kadar, her sene) hac ve umre yapanların sevâbının bir misli yazılır.

Hac ve umre niyeti ile yola çıkıp Mekke veya Medine’de vefât eden mü’min, ne arasat meydanına getirilir ve ne de hesaba mâruz kalır. Kendisine, haydi cennete gir denilir.

Mebrûr (kabul olunmuş) bir Hac, dünya ve dünyadaki şeylerin hepsinden daha hayırlıdır. Hacc-ı Mebrûr’un (kabul olunmuş) Haccın karşılığı (mükâfâtı) ancak cennettir.

Bu Beyt’i (Ka’be-i Muazzama’yı) çokça tavâf (ziyâret) ediniz. Çünkü kıyâmet gününde hasenât (iyi işler) sahifelerinizde göreceğiniz en büyük hasene ve en kârlı amel tavâf olacaktır.

Beyt’in (Ka’be-i Muazzama’nın) üzerine her gün Allah’ın yüzyirmi rahmeti inmektedir. Bunların altmışı ziyaretçilere, (tavâf edenlere) kırkı namaz kılanlara ve yirmisi de (tavâf eden ve namaz kılanlara) bakanlara taksim olunur. Hac Arafattır. Arafat dağında vakfeye durduğu halde, Allah-ü Teâlâ’nın kendisini affetmediği zannına kapılan kimse günâh-ı kebâir (büyük günah) işlemiş olur. Allah-ü Teâlâ, Arafat vakfasında bulunan herhangi bir kulun bir günâhını affederse, aynı günâhı işleyen diğerlerinin de o günâhını affeder. Şeytan, Arefe gününde olduğu gibi, hiçbir günde küçülmüş, zelîl olmuş, hakîr olmuş, üzülmüş ve kızmış olarak görünmez.

Şeytanın bu şekilde görünmesinin sebebi, muhakkak Allah’ın hacılar için, indirdği rahmeti görmesinden ve onların büyük günahlarını affetmesinden dolayıdır. Zirâ, bazı günahlar vardır ki ancak Arafat dağında vakfeye durmak onlara kefâret olur.

Kim (Allah’ın rızâsını) umarak Medine’de beni ziyâret ederse, (mutî – ibâdet ehli) olana kıyâmet günü şâhid, (âsî- günahkâr) olana şefâatçi olurum.... Dünyânın herhangi bir yerine kim benim üzerime salât-u selâm getirirse, vazifeli melekler onu bana getirip tebliğ ederler. Beni Medine’de ziyârete gelip de selâm verenlerin selâmını ise bizzat alır, karşılığını da bizzat veririm. Kim beni vefâtımdan sonra ziyâret ederse, beni hayatımda iken ziyâret etmiş gibidir. Şu benim Mescidim (Medine-i Münevvere’deki Mescid-i Nebevî)’de kılınan bir namaz, Mescid-i Haram (Ka’be-i Muazzama) müstesnâ olmak üzere, başka mescidlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir.

Benim kabrim ile minberim arası Cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havzımın üzerindedir.

Kim benim Mescidimde (cemaatle) kırk vakit namaz kılar, hiç bir namazı geçirmez ise, ateşten ve azaptan birer berâet yazılır. Ve nifaktan uzak olur. Medîne İslâm’ın kubbesi, îmânın yurdu, hicret mahalli, helâl ve haramın açıklandığı makamdır.

Kimin Medine’de ölmeye gücü yeterse orada vefât estin. Muhakkak ben burada vefât edenlere şefâat edeceğim.

Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidinâ Muhammed. NOT: Amerika’dan Hacca gitmek isteyen Din kardeşlerimize tavsiye edebileceğimiz güvenilir Hac organizasyonu: www.fatihhajj.com (1646) 361 83 83

İslâm'ın beşinci rüknü: HAC  
 
İsim
Email