Ramazan-ı Şerifte kazanılan güzellikleri koruma...
ImageRamazan ayı boyunca aksatmadan yerine getirmeye çalıştığımız bu güzel Dînî ve insânî hasletleri, bütün sene boyunca devam ettirmeliyiz.

İslâm nimeti ile şereflenmiş mü’minler olarak rahmet, mağfiret ve af ayı Ramazan-ı Şerif ve amellerin karşılığını alma ve sevinç günleri olan Bayramı geride bırakmış bulunmaktayız.

Bu manevî feyz ve bereket mevsiminde, İlâhî emre uyarak oruçlarımızı tuttuk.

Duâların geri çevrilmediği iftar ve sahur vakitlerinde Yüce Rabbimize niyazlarda bulunduk.

Günah ve hatalarımızdan tevbe ettik, Allah’ın engin Rahmetine sığınarak af ve mağfiret diledik. Rabbimize karşı kulluk vazifelerimiz olan namaz ve oruç gibi bedenî, tevbe-istiğfar ve zikir gibi kalbî ve lisânî, zekât ve sadaka-ı fıtır gibi mâlî ibadetlerimizi yerine getirmeye çalıştık.

Nefislerimizin kötü arzularını frenledik. Gurur ve kibrimizi yendik. Allah için oruç tutarak, aç ve susuz kalarak yoksulların hallerini yaşayarak hatırladık. Allah rızası için verdiğimiz sadakalarımız ile yetim ve muhtaçları sevindirdik.

Teravih namazımızı kıldık. Kur’ân okuduk. Dost ve akrabalarımızla bayramlaştık, aramızdakı kırgınlıkları gidererek birlik, beraberlik ve Din kardeşliğimizi pekiştirdik.

İnananlar olarak biliyoruz ve unutmamamız gerekir ki, Yüce Allah’a karşı kulluk sorumluluğumuz yalnızca Ramazan ayına mahsus olmadığı gibi, Dinimizin emir ve yasakları mevsimlere göre değişen, şekillenen, mevsimi geçince çıkarılıp bir kenara bırakılan elbiseler gibi de değildir.

Bunun için, Ramazan ayı boyunca aksatmadan yerine getirmeye çalıştığımız bu güzel Dînî ve insânî hasletleri, bütün sene boyunca devam ettirmeliyiz.

Terk ettiğimiz kötü alışkanlıklara, günahlara tekrar geri dönmemeliyiz. Kötü alışkanlıklara dönerek şeytanı sevindirmemeliyiz.

Ramazan-i Şerif’e gösterdiğimiz saygıdan dolayı, bir takım kötü alışkanlıkların terk edilmesi ne kadar güzel ve sevindirici ise, Ramazan ayı bitince günahlara ve kötülüklere tekrar dönülmesi de o kadar çirkin, üzücü ve düşündürücüdür.

Akl-ı selim sahipleri kabul eder ki, insanın maddî ve manevî ihtiyaçları vardır. İnsan vücudunun hayatiyetini devam ettirebilmesi için maddî gıdalara, yeyip içmeye ihyiyacı olduğu gibi, rûhun da manevî gıda olan ibadetlerle devamlı beslenmeye ihtiyacı vardır.

Nasıl ki, haftada bir defa veya yılda sadece bir ay yiyip içmek suretiyle vücûdun maddî ihtiyaçları karşılanmıyor ise, haftada bir Cuma namazı kılmak veya yılda sadece Ramazan ayında ibadet etmekle, ruhî ve manevî ihtiyaçlar da karşılanmış olmaz.

Dolayısıyla, inananlar olarak; Ramazan ayında kazandığımız ve Yüce Yaratcının memnun olduğuna inandığımız iyi huylar ve güzel amelleri hayatımız boyunca devâm ettirmeye büyük önem vermeliyiz.

Çünki, Kadın erkek bütün inananlar bülüğ çağından itibaren, son nefeslerine kadar, Allah’a ibadet etmekle yükümlüdürler. Nitekim Cenab-ı Hakk’ın; “Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et” emri bunu ifade etmektedir. (Hicr, 99)

Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa, devamlı olanıdır. Ömrün en hayırlısı (dünyada yaşamanın manası) da, ibadetlere devamda sabır gösterilerek ve Allah’ın rızası gözetilerek yaşananı’dır.

Allah-ü Teâla, kadın olsun, erkek olsun, ibadetle mükellef kıldığı bütün inanan kullarından, güçleri yettiği kadar kulluk vazifelerini yapmaya gayret etmelerini, emirlerini yerine getirmede ve yasaklarından sakınmada dikkatli olmalarını, ebedî olan âhiret hayatı için güzel işler yaparak önden göndermelerini yani karşılaşacakları kesin olan ebedî gelecekleri için yatırım yapmalarını istemekte, bunun için de her an nefislerini kontrol altında tutarak Allah’ı unutmamalarını emir ve tavsiye buyurmaktadır.

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın (mahşer ve hesap günü) için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz ki Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır” (Haşr: 18)

Şüphesiz nefislerini kontrol altında tutan, Yüce Allah’a ve topluma karşı sorumluluklarını yerine getiren mü’minler, âhiret yurdunda kârlı çıkacaklardır.

ŞEVVAL AYINDA ALTI GÜN ORUÇ TUTMAK
Ayların sultânı, rahmet, mağfiret afv ve bereket ayı Ramazan-ı Şerif ve Bayram günleri geride kaldı, ancak Allahü Teâla her zaman ve her yerde hâzır ve nâzırdır. Kulları ile berâberdir. Ne yaptıklarını biliyor, görüyor ve her şeyi kaydediyor.

Ramazan-ı Şerif ve Bayram günlerinden sonra kullarına bir büyük ikramı da, kendi rızası için Şevval ayında altı gün oruç tutan kullarına bütün seneyi oruç tutmuş gibi ikramda bulunmasıdır.

Yüce Allah; Peygamberi vâsıtasıyla kullarına ilan ediyor. “Kim Ramazan orucunu tutar, sonra, Şevval ayında da altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur”.

Hac aylarının başlangıcı olan Şevval ayın 12’sinden itibaren 17. gün dahil (30 Ağustos Perşembe, 4 Eylül 2012 Salı arası) altı gün oruç tutulursa “ eyyâm-ı bîyz” da oruçlu geçirilmiş olacağından, biiznillah sevabı pek fazla olacaktır. Önemle tavsiye olunur…

Cenâb-ı Hak sınırsız rahmet ve mağfireti ile bütün inananları sıhhat, âfiyet ve gönül huzuru içerisinde daha nice Ramazan ve Bayramlara kavuşturarak, cümlesine bedenî,lisânî, kalbî ve mâlî kulluk vazifelerini rızasına uygun şekilde yapmayı nasip buyursun..

Ramazan-ı Şerifte kazanılan güzellikleri koruma...  
 
İsim
Email