AMERİKA  MÜSLÜMANLAR  BİRLİĞİ

SİLSİLE-İ SAADAT - 31 - MUHAMMED MAZHAR İŞ'AN CAN-I CANAN (K.S.)

31 - MUHAMMED MAZHAR İŞ'AN CAN-I CANAN (K.S.)

Şeyh Mazhar-ı Îşân Can-ı Cânân (k.s.) Hazretleri, Şeyh Habibullah Cân-ı Cânân (Ahmed Saîd) Hazretleri'nin kıymetli oğlu olup, büyük ba-bası Hafız Ebû Saîd Sâhib'in halifelerindendir.  Hicret'in 1248'nci (M.1832) yılında Hindistan'ın (Lekhenva) köyünde doğmuştur. "Mazhâr-ı Muhammed" doğumlarına tarih düşmüştür.

Büyük babası Ebû Saîd Müceddidî Hazretlerinden 7 yaşında iken Tarîkât-ı Aliyye'yi ahzetmiş, 15 yaşında Kur'an-ı Kerîm'i ezberlemiş ve 20 yaşında da Tarîkat-ı Aliyye-i Nakşibendiyye'den icâzet almıştır. Büyük babasının da sohbetlerinde bulunarak (Kaadiriyye, Sühreverdiyye, Çeştiyye ve Kübreviyye) tarîkatlarından da icâzet almışlardır.

Şeyh Mazhr-ı Îşân Can-ı Cânân (k.s.) Hazretleri, Sarf ve Nahvi, Mevlana Habîbullah'tan, Hadîs, Tefsir, Usûl, Mektûbât ve Risâle-i Kuşeyriye gibi kıymetli ilim ve kitapları Büyük Babasından okumuşlardır. Babasının Farsça yazdığı (Enhâr-ı Erbaa) isimli kıymetli eseri, Arapça'ya  tercüme etmiştir.

Kendilerinde Harameyni'ş-Şerifeyn'i ziyaret etme arzusu çoğaldığı için, Hicret'in 1256 'ncı (M. 1840) yılından önce Mekke-i Mükerreme ve Hac'dan sonra da Medine-i Münevvere'ye giderek Seyyid-i Kâinât Aleyhi Efdalü't-Tahiyyat Efendimiz Hazretlerinden  bir çok inâyet ve kerâmetlere mazhar olarak Dehlî'ye avdet buyurdular. Bir müddet Dehli'de ikaamet etikten sonra bütün âile efradı ile beraber Mekke-i Mükerreme'ye gittiler. Bazen Mekke-i Mükerreme Bazen Medîne-i Münevvere ve bazen de Tâif'te otururlardı.

Şeyh Mazhar-ı Îşân Can-ı Cânân (k.s.) Hazretleri, Muhterem pederleri Medine'de irtihal ettikten sonra da Mekke-i Mükerreme'de irşada devam etmişlerdir.

Ramazan-ı Şerif'te, Buhârî-i Şerifi okumak, teravihlerde her gece üç cüz Kur'an-ı Kerîm tilâvet etmek sûretiyle on gecede bir hatim indirmek, Muharrem'in 10'uncu günü Müslîm'i hatmetmek, yine Muharrem'in 10'u ile Pazartesi, Perşembe ve her ayın 13, 14, 15'inci günlerinde oruç tutmak, her gün öğleden sonra tefsîr-i şerîf,  hadîs-i şerîf ve  Mektûbât-ı İmam-ı Rabbanî'yi okutmak gibi çok güzel âdetleri vardı.

Şeyh Mazhar-ı Îşân Can-ı Cânân (k.s.) Hazretleri, Zâhirî ve bâtınî ilimlerde mükemmel idiler. Pederleri müridlere teveccüh işini ona havale ederdi. Nice Hak yolunu isteyen insanlar, kıymetli sohbetleriyle müşerref olur  ve hidayet bulurlardı.

İmamı Rabbani Hazretlerinin iki ciltlik Mektûbât-ı Kudsiyye kitabını tercüme eden Muhammed Murad Kazânî, Şeyh Mazhar-ı Îşân Can-ı Cânân (k.s.) Hazretleri'nin halifelerindendir.

Muhammed Murad Kazânî aynı zamanda aslı farsça olan Reşahat kitabını da kenarlarına arapça zeyller yaparak arapçaya tercüme etmiştir ki, bu haliyle Reşahat kitabı çok daha kıymetli bir eser haline gelmiştir.

Ehlince malumdur ki, Reşahat kitabı Silsile-i Sâdât-ı Nakşıbendiye'yi Hâce Ubeydullah Ahrar Hazretlerine kadar anlatmıştır. Zira Reşahat ki-tabının müellifi Şeyh Ali Hirevî , Ubeydullah Ahrar Hazretlerinin halifele-rindendir. Ubeydullah Ahrar Hazretlerinden sonra gelen Muhammed Zâhid Bedahşî Hazretlerinden itibaren Muhammed Mazhar (Mazhar Îşân) Hazretlerine kadar olan kısmı da işte bu arapça Reşahat kitabının zeylinde buluyoruz. Bu Zeyl, bilhassa   Abdullah Dehlevi Hazretlerinden sonra gelen silsilenin mühim kaynaklarından biridir.

Şeyh Mazahar-ı Îşân Cân-ı Cânân (k.s.) Hazretleri, Hicret'in 1301 (M.1883) yılında İrtihâl-i dâr-ı naîm buyurmuşlardır. (Kaddesallahu Sirrahül Aziz)